Sepet

Sepetinizde ürün Yok
Sepete Git
Whatsapp

SAĞLIĞIN KOKUSU-AROMATERAPİ

Bunaldık, yorulduk, üstüne üstlük bir de Pandemi belası modern bir esarete mecburiyet getirdi. 


Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi.” sözünü adeta arar olduk.


Ortama yayılan güzel kokuların huzur verdiğini ve insan ruhunu ele geçirdiğini bilmek için alim olmak gerekmiyor. Güzel kokulu ortamlarda bulunmak ya da güzel kokuların peşinden gitmek hayatın içinde insanı mutlu eden anlardır. Hangimiz bir fırının önünden geçerken o mis gibi taze ekmek kokusunu içimize çekmemiştir ya da evde pişen kekin kokusunu “çocukluğumuzdaki mutluluk” olarak adlandırmayız? Bazılarımız ise bir ürünü almadan önce koklarız. Bu her ne kadar bir refleks gibi görünse de o kokunun nasıl hissettirdiği ile doğrudan ilgilidir.


Yapılan araştırmalara göre beyindeki koku merkezi, hafıza merkezinin yakınındadır ve dolayısıyla, koku algısı hafıza üzerinde önemlidir. Her insanın belleğinde kalıcı bir yer edinen ve unutulmayan birçok hoş koku bulunmaktadır. Hatta bu kokulardan bazılarını bir anlığına düşünmek bile, insanların o koku ile bağlantılı anılarını tazelemeye yardımcı olmaktadır. 


Koku algılamada “koku hafızası” denilen bir kavram mevcuttur. Algılanan her türlü koku, özel bir kodlama ile beynimizdeki koku belleğinde arşivlenmektedir. İyi bilinen başka bir gerçek ise kokuya ait bilgilerin görsel ve işitsel hafızaya göre daha kalıcı olmasıdır. Bu nedenle, tek bir kokunun algılanmasının sonucunda da, zihnimizde birçok görüntü canlanabilmektedir. Örnek vermek gerekirse hafızada canlanan bir kişi ya da mekanın görüntüsü ile birlikte kokusu da hatırlanır. Yani “kapatılamayan” tek duyu, koku alma duyusudur.


Tüm kokuların algılanması nesneldir ve insanın kültürel yapısına veya duygusal haline bağlıdır.


Kokularla beyin hastalıklarına teşhis konulduğunu biliyor muydunuz? 
Avustralya’daki bir üniversitede Alzheimer, Huntington ve Parkinson hastalıkları ile şizofreni ve obsesif-kompulsif bozukluk gibi beyin hastalıklarının teşhisi kokular kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Japonya’da, kokuların ve uçucu yağların Alzheimer hastalığının tedavisi üzerindeki etkileri üzerine yoğun araştırılmalar yapılmaktadır. Ülkemizde de halen bu tür çalışmalara devam edildiği bilinmektedir.


Gelin, hep birlikte birkaç uçucu yağın kokularına ve etkilerine göz atalım:

  • AKGÜNLÜK UÇUCU YAĞI: Cilt bakımında, çatlak bakımında, dinginlik, stres ve rahatlama;
  • BERGAMOT UÇUCU YAĞI: Akne, depresyon, dezenfektan, kaygı, stres ve uçuklar;
  • BİBERİYE UÇUCU YAĞI:  Bitkinlik, dolaşım, hafıza destekleyici, kas ağrıları ve saç bakımı;
  • ÇAY AĞACI UÇUCU YAĞI: Akne, böcek-sinek ısırığı, cilt bakımı, kaşıntı ve saç bakımı;
  • DEFNE UÇUCU YAĞI: Cilt bakımı, iştah kaybı, odaklanma, sakinlik ve terleme;
  • KARANFİL UÇUCU YAĞI: Ağız bakımı, böcek-sinek kovucu ve dezenfektan;
  • KEKİK UÇUCU YAĞI: Ağız sağlığı, bağışıklık, dezenfektan, saç bakımı ve solunum;
  • LAVANTA UÇUCU YAĞI: Akne, kaygı, rahatlatıcı, stres ve uyku düzeni;
  • LİMONOTU UÇUCU YAĞI: Böcek-sinek kovucu, hazımsızlık, kas ağrıları ve saç bakımı;
  • NANE UÇUCU YAĞI: Bitkinlik, bulantı, canlandırıcı, kolik, serinletici ve sindirim;
  • OKALİPTÜS UÇUCU YAĞI: Ağız bakımı, böcek-sinek kovucu, dezenfektan, dolaşım ve solunum;
  • SEDİR UÇUCU YAĞI: Akne, cilt bakımı, sivilce ve streste kullanılmaktadır. 

…ve elbette daha pek çok sorun için aromaların etkili olduğu bilinmektedir. 
Bunalımlı günler yaşadığımız bu dönemde kendimizi huzurlu, mutlu hissettirebileceğimiz bir ortam yaratmaya ihtiyaç duymaktayız. Aromalarla gelen bu huzuru, terapi haline getirmek, kuşkusuz ki hepimize iyi gelecektir.

 
Aromaterapinin tıbbi bir tedavi olmadığı bilinmelidir. Bitkisel yağlar ilaç gibi spesifik bir organ veya sistemi etkilememektedir. Bitkisel yağlar sorunlu bölgelere ulaşarak bir bütün olarak etki yaparlar. Yağ özleri bitkilerin hormonu sayılır ve bizim vücudumuzdaki hormonlara eş değerde bir görev üstlenir. Uçucu yağ özleri, elde edildikleri bitkilerin yapısına göre insan vücudunda iyileştirici etkiler yaratmaktadır. Aromaterapinin özelliği ise destekleyici etki yapması ve vücudun dengesine kavuşmasına etkili olmasıdır. 


Aromaterapiye İlişkin Birkaç Anekdot: 

  • 16. yüzyılda Fransız edebiyatçı Montaigne’nin “Hekimler kokulardan daha fazla yararlanmalılar, değişime yol açtıklarını ve kokulara göre ruh halimin değiştiğini kendi üzerimde sıkça gözlemliyorum” şeklindeki sözleri dikkate almaya değerdir.
  • Yaklaşık 6000 yıllık bir geçmişe sahip olan aromaterapinin ilk olarak mumya yapımında eski Mısır uygarlığı tarafından kullanıldığı, aynı çağlarda, eski Çin uygarlığı tarafından da aromaterapi yağları ve bitkilerinin tanrıya olan şükranın bir ifadesi olarak kullanılmakta olduğu bilinen gerçekler arasındadır.
  • Dioskorides tarafından antik çağda yazılmış farmasötik ve doğa bilimi kitabı olan Materia Medica’da bitkisel yağlara, merhemlere, reçinelere ve aromatik yağların tıbbi etkilerine yer verilmiştir. 
     

Yorum Yap